17 Şubat 2010 Çarşamba

Yağmur ormanında bisiklete bindim denizinde köpekbalıklarıyla yüzdüm

Banu Özkan, “Cennetten bir köşeye gittiğimizi biliyorduk ama bu kadar müthiş bir güzellikle karşılaşacağımızı tahmin etmemiştik” diyor. Gideceklere bir de uyarısı var: “Maldivler Eğlence değil dinlence mekanı.”




Maldivler gerçekten de reklamlarda, televizyonlarda, internet fotoğraflarında görüldüğü kadar güzel; rüya gibi bir yer. Yola çıkarken, cennetten bir köşeye gittiğimizi biliyorduk. Ama bu kadar mı güzel olabilir bir yer, bir deniz bu kadar mı berrak olabilir ve bir manzara bu kadar mı etkiler insanı? Yolun uzunluğuna, maceralı oluşuna rağmen bu zorluğa değer. İstanbul’dan Dubai’ye, Dubai’den Male’ye, oradan deniz uçağıyla kalacağımız adaya, oradan tekneyle otelimize ulaşmamız neredeyse 15 saat sürdü. Bu zorlu yolculuktan sonra bir cennete geldik adeta. Hint Okyanusu’nun ortasında sadece palmiyeler, tropik bitkiler, begonviller, Hindistan cevizleri ve masmavi sulardan oluşan Sun Island, Maldivler’deki küçüklü büyüklü 1200 adadan sadece biri, ama büyüklerinden. Her ne kadar en hareketli ve aktiviteli adalardan olsa da, bizim Tatil köylerine bakınca ıssız kalıyor doğrusu...


İÇKİ SADECE OTELLERDE SERBEST


Maldivler’in denizi anlatılacak gibi değil, rengarenk balıklarla yüzüyorsunuz bir kere. Turkuvaz rengi denir ya hani, yeşille mavi arası, işte öyle bir deniz ve bembeyaz kum. Şnorkellerimizi takıp denize daldığımızda hem çevremizdeki balıkları hem de birbirimizi görüyorduk, adeta dev bir akvaryumda yüzer gibi. Yavru köpek balıkları yanınızdan geçiyor yüzerken ve siz bunu o kadar doğal karşılıyorsunuz ki, bir an kendinizi balıkadam gibi hissediyorsunuz. Hint Okyanusu’nda ve Sri Lanka’nın güneyinde yer alıyor Maldiv Cumhuriyeti. Bağımsız bir ülke. Başkenti Male, aynı zamanda en büyük şehri. Uçak zaten Male’ye iniyor. İstanbul’dan bir büyüklük karşılaştırması yapacak olursak, Kadıköy kadar bile yok. Maldiv’in sadece 201 adasında yerleşim var. Örneğin gittiğimiz adalardan Dhigurah’ın toplam nüfusu 650’ydi. Maldivliler Müslüman. Oteller hariç, içki satışı ve kullanımı kesinlikle yasak. Halkı ise son derece güleryüzlü. Maldivler’e giderken gece hayatı, eğlence gibi beklentiniz varsa hüsran yaşayabilirsiniz. Deniz, güneş ve kum haricinde bir hareket yok adalarda. Bizim adamız ki, en hareketli olandı, yine de birkaç Müzik, disko, internet cafe, SPA dışında çok fazla bir aktivite yoktu. Ama zaten bunların hiçbirini aramıyorsunuz, doğa ve deniz sizi öyle büyülüyor ki, sanki başka bir şeyle meşgul olursanız bunları kaçıracakmışsınız gibi geliyor.


30 DAKİKADA BİSİKLETE BİNMEYİ ÖĞRENDİM


Adada her yere bisikletle ulaşabiliyorsunuz. Yıllarca bisiklet kullanmasını öğrenemeyen ben, orada yarım saatte çok iyi bir bisikletçi oldum. Muson yağmurları eşliğinde, ormanda bisiklete binmek mutluluğun resmi sanki. Adanın her köşesinde ayrı bir Güzellik var, bir yandan tropikal içeceklerinizi yudumlarken uçsuz bucaksız okyanusu seyredebiliyor ya da bungalovların önünden yürüyerek bir Tai restoranında köpekbalıklarını izleyebiliyorsunuz. Cennetten bir köşe olan Maldivler her ne kadar balayı cenneti diye akıllarda yer ettiyse de, deniz seven bir çocuğunuz varsa ve siz onunla seyahat edebiliyorsanız, mutlaka görülmesi gereken bir yer. Hele yüz yıl içinde sular altında kalacağı da söyleniyor ya, vakit ve tabii nakit bir arada uygun olduğunda, Maldivler’e gidin, bir daha gitmek isteyeceksiniz.


Yağmur ormanında bisiklete bindim denizinde köpekbalıklarıyla yüzdüm

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.